<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Hazal Kaya Fan Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://hazalkaya.info/</link>
		<description><![CDATA[Hazal Kaya Fan Sitesi - http://hazalkaya.info]]></description>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 16:37:56 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Özge albümü]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=132</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 16:43:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=132</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hazal'ın okul resimleri]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=131</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 16:41:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=131</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hellow]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=130</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 18:12:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=130</guid>
			<description><![CDATA[merb arkadaşlar ben almanyadan  bernu ama kısacısı arkadaşlar bana berfu derler yaşım 14 bende yeniyim arnıza alırsanız beni hepineze durdaklarınızdan öperimmmm. bye:D]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merb arkadaşlar ben almanyadan  bernu ama kısacısı arkadaşlar bana berfu derler yaşım 14 bende yeniyim arnıza alırsanız beni hepineze durdaklarınızdan öperimmmm. bye:D]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhaba]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=129</link>
			<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 19:24:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=129</guid>
			<description><![CDATA[Herkese merhaba.Ben melek. 12 yaşındayım(=<br />
bu forumun düzeni, her şeyi çok güzel.. Pempe rengi çok güzel yakışmış:D<br />
forumu yapan arkadaşlarıma burdan teşekkür ediyorum(= ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Herkese merhaba.Ben melek. 12 yaşındayım(=<br />
bu forumun düzeni, her şeyi çok güzel.. Pempe rengi çok güzel yakışmış:D<br />
forumu yapan arkadaşlarıma burdan teşekkür ediyorum(= ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bölüm özetleri]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=128</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 14:44:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=128</guid>
			<description><![CDATA[1. Bölüm<br />
<br />
<br />
17 Ağustos Marmara Depremi ile yıkılan hayatlar, değişen yazgılar, kesişen kaderler, ve her şeye rağmen yeniden filizlenen umutlar...<br />
Üniversite gençlik dizisi Genco;  deneyimli oyuncuları, genç yeteneklerle  buluşturuyor.<br />
<br />
Yapımcılığını D Productions&#8217;ın üstlendiği yepyeni bir üniversite gençlik dizisi &#8220;GENCO&#8221; Kanal D ekranlarında yayına gelmeye hazırlanıyor.Çekimlerine Kuştepe&#8217;de başlanan dizi için ilk kez Bilgi Üniversitesi kapılarını açtı. Senaryosunu Hakan Haksun yazdığı Genco&#8217;nun yapım kadrosu ise 100 bölüm Gümüş dizisine başarı ile  imza atan ekipten oluşuyor.Yönetmenliğini Kemal Uzun&#8217;nun üstlendiği dizinin başrollerini Alpay Atalan,Selen Seyven,Faik Ergin,Hazal Kaya,Emin Gürsoy,Çiğdem Tunç,Mehtap Altunok,Orhan Şimşek, Mine Bıçakçı,Fatma Murat, Uygar Özçelik,M.Burak Demir, Berkan Tüfekçibaşı, İris Kara, Enis Arıkan, Mine Tüfekçioğlu ve Deniz-Melis Gözen paylaşıyor. <br />
<br />
Genco, Yalova depreminde hayatı değişen nice insandan biridir. 45 sn&#8217;lik deprem onun yalnızca anne ve babasını değil; hazırlanmakta olduğu tüm geleceği de yok eder. Piyanoya olan büyük tutkusu nedeniyle Genco, ailesini o gece Yalova&#8217;da kalmaya ikna eder ve bu çocuksu istek ona korkunç bir felaket olarak geri döner. Genco, bir süre sonra Yalova&#8217;dan ayrılır ve İstanbul&#8217;a, deprem sırasında ona yardım eden taksici Ahmet&#8217;in mahallesine gelip yerleşir.Genco, ölüsü bulunamadığı için sağ olduğuna inandığı kız kardeşinin izini sürmektedir. Yakınlarına zarar vermiş olmak onu öylesine sarsar ki, depremden sağ ama hafızasını yitirmiş bir durumda kurtulup da bir ailenin yanına evlatlık verilen kardeşi Gülay&#8217;a bile kimliğini açıklamaktan çekinir. Tek yapabildiği koruyucu bir gölge gibi Gülay&#8217;ın çevresinde dolaşmak ve onu mümkün olan tüm tehlikelerden korumaktır. <br />
<br />
Gülay, şimdiki adıyla Özge, zengin bir ailenin tek kızıdır artık. Ve kaderin garip bir cilvesiyle, tam da Genco&#8217;nun oturduğu mahalleye yapılan üniversiteye kayıtlıdır. Genco, sırf kızkardeşinin yakınında olabilmek için üniversiteye hademe olarak girer.Genco&#8217;yu burada bekleyen tek şey kardeş yakınlığı değildir;  kız kardeşinin arkadaşı olan Pınar&#8217;la ilk kez aşkı tadacak ama hayat bunu da pürüzsüz ve mutlu bir biçimde yaşamasına imkan vermeyecektir. Genco&#8217;nun tek sıkıntısı sırlarından kaynaklanmaz. O, bir yabancıdır; hem oturduğu mahallede hem de çalıştığı üniversitede. Mahallede okulun, okuldaysa mahallenin temsilcisi gibi görülür ve ikisi arasında her çatışmada günah keçisi veya adı konmamış ilk şüpheli o olur. <br />
<br />
 Mahallelinin de kafası karışıktır; kimileri bu üniversitenin mahallenin başına konmuş bir talih kuşu olduğunu düşünür. Kimileri ise kaygılanır ve korkarlar; üniversitenin, mahallenin insani dokusu değiştireceğini düşünürler. Bir kısım ise, duydukları haset ve yırtma hislerini üniversitelilere kin biçiminde yansıtırlar. Sıradan hayatların sürüldüğü,mütevazi evlerin arasında yükselen yepyeni bir bina&#8230;  Artık eğitime bu yeni binasında devam edecek olan bir vakıf üniversitesi ve yüksek ücretler ödeyerek eğitim alan varsıl öğrenciler&#8230;  Hayatında ilk kez İstanbul&#8217;un bu yüzüne dahil olan gençler&#8230;Öte yanda umutla haset, kaygıyla fırsatçılık arasında kalakalmış mahalleli gençler&#8230; Ve tüm bunların arasında sıkışmış bir genç: Genco. <br />
<br />
Sıcacık öyküsü,genç oyuncu kadrosu ve ruhunuzu okşayan müziği ile kalpleri feth edecek olan Genco,Temmuz ayında Kanal D ekranlarında.....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1. Bölüm<br />
<br />
<br />
17 Ağustos Marmara Depremi ile yıkılan hayatlar, değişen yazgılar, kesişen kaderler, ve her şeye rağmen yeniden filizlenen umutlar...<br />
Üniversite gençlik dizisi Genco;  deneyimli oyuncuları, genç yeteneklerle  buluşturuyor.<br />
<br />
Yapımcılığını D Productions&#8217;ın üstlendiği yepyeni bir üniversite gençlik dizisi &#8220;GENCO&#8221; Kanal D ekranlarında yayına gelmeye hazırlanıyor.Çekimlerine Kuştepe&#8217;de başlanan dizi için ilk kez Bilgi Üniversitesi kapılarını açtı. Senaryosunu Hakan Haksun yazdığı Genco&#8217;nun yapım kadrosu ise 100 bölüm Gümüş dizisine başarı ile  imza atan ekipten oluşuyor.Yönetmenliğini Kemal Uzun&#8217;nun üstlendiği dizinin başrollerini Alpay Atalan,Selen Seyven,Faik Ergin,Hazal Kaya,Emin Gürsoy,Çiğdem Tunç,Mehtap Altunok,Orhan Şimşek, Mine Bıçakçı,Fatma Murat, Uygar Özçelik,M.Burak Demir, Berkan Tüfekçibaşı, İris Kara, Enis Arıkan, Mine Tüfekçioğlu ve Deniz-Melis Gözen paylaşıyor. <br />
<br />
Genco, Yalova depreminde hayatı değişen nice insandan biridir. 45 sn&#8217;lik deprem onun yalnızca anne ve babasını değil; hazırlanmakta olduğu tüm geleceği de yok eder. Piyanoya olan büyük tutkusu nedeniyle Genco, ailesini o gece Yalova&#8217;da kalmaya ikna eder ve bu çocuksu istek ona korkunç bir felaket olarak geri döner. Genco, bir süre sonra Yalova&#8217;dan ayrılır ve İstanbul&#8217;a, deprem sırasında ona yardım eden taksici Ahmet&#8217;in mahallesine gelip yerleşir.Genco, ölüsü bulunamadığı için sağ olduğuna inandığı kız kardeşinin izini sürmektedir. Yakınlarına zarar vermiş olmak onu öylesine sarsar ki, depremden sağ ama hafızasını yitirmiş bir durumda kurtulup da bir ailenin yanına evlatlık verilen kardeşi Gülay&#8217;a bile kimliğini açıklamaktan çekinir. Tek yapabildiği koruyucu bir gölge gibi Gülay&#8217;ın çevresinde dolaşmak ve onu mümkün olan tüm tehlikelerden korumaktır. <br />
<br />
Gülay, şimdiki adıyla Özge, zengin bir ailenin tek kızıdır artık. Ve kaderin garip bir cilvesiyle, tam da Genco&#8217;nun oturduğu mahalleye yapılan üniversiteye kayıtlıdır. Genco, sırf kızkardeşinin yakınında olabilmek için üniversiteye hademe olarak girer.Genco&#8217;yu burada bekleyen tek şey kardeş yakınlığı değildir;  kız kardeşinin arkadaşı olan Pınar&#8217;la ilk kez aşkı tadacak ama hayat bunu da pürüzsüz ve mutlu bir biçimde yaşamasına imkan vermeyecektir. Genco&#8217;nun tek sıkıntısı sırlarından kaynaklanmaz. O, bir yabancıdır; hem oturduğu mahallede hem de çalıştığı üniversitede. Mahallede okulun, okuldaysa mahallenin temsilcisi gibi görülür ve ikisi arasında her çatışmada günah keçisi veya adı konmamış ilk şüpheli o olur. <br />
<br />
 Mahallelinin de kafası karışıktır; kimileri bu üniversitenin mahallenin başına konmuş bir talih kuşu olduğunu düşünür. Kimileri ise kaygılanır ve korkarlar; üniversitenin, mahallenin insani dokusu değiştireceğini düşünürler. Bir kısım ise, duydukları haset ve yırtma hislerini üniversitelilere kin biçiminde yansıtırlar. Sıradan hayatların sürüldüğü,mütevazi evlerin arasında yükselen yepyeni bir bina&#8230;  Artık eğitime bu yeni binasında devam edecek olan bir vakıf üniversitesi ve yüksek ücretler ödeyerek eğitim alan varsıl öğrenciler&#8230;  Hayatında ilk kez İstanbul&#8217;un bu yüzüne dahil olan gençler&#8230;Öte yanda umutla haset, kaygıyla fırsatçılık arasında kalakalmış mahalleli gençler&#8230; Ve tüm bunların arasında sıkışmış bir genç: Genco. <br />
<br />
Sıcacık öyküsü,genç oyuncu kadrosu ve ruhunuzu okşayan müziği ile kalpleri feth edecek olan Genco,Temmuz ayında Kanal D ekranlarında.....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstek &amp;#x26; Önerileriniz]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=127</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 14:41:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=127</guid>
			<description><![CDATA[İstek ve Önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İstek ve Önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şikayetleriniz]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=126</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 14:40:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=126</guid>
			<description><![CDATA[Şikayetlerinize bize burdan bildirebilirsiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şikayetlerinize bize burdan bildirebilirsiniz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kolay mı Ayrılmak...]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=125</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 12:22:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=125</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Site Yeniden Online!]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=124</link>
			<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 16:43:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=124</guid>
			<description><![CDATA[hazalkaya.info yeniden online konumdadır.Hayırlı olsun bütün üyelerimizin paylaşımlarını bekliyoruz.1]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[hazalkaya.info yeniden online konumdadır.Hayırlı olsun bütün üyelerimizin paylaşımlarını bekliyoruz.1]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[duvar kağıdı]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=123</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 11:05:36 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=123</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[gelin bakalım]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=122</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 11:00:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=122</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[gitme]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=121</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 10:47:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=121</guid>
			<description><![CDATA[Gitme!<br />
Figan düşer denizlere sular çekilir <br />
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime<br />
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır<br />
boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.<br />
<br />
Gitme!<br />
Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk<br />
şaşırır yönünü rüzgarlar<br />
bütün pınarların suyu çekilir<br />
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Öksüz kalır içimdeki imge dağları<br />
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı <br />
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez<br />
çiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm!<br />
<br />
Gitme!<br />
Acılara mahkum olur yüreğim<br />
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar<br />
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar<br />
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
İçimdeki bütün vagonlar devrilir<br />
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Kal, menevşeler açsın dağlarda<br />
sevince dönüşsün gökyüzü <br />
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm <br />
yokluğuna alışamam, yokluğun ölüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Bütün ormanlar ateşe verilir<br />
kuşlar da gider, bu kent de<br />
ölürüm]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gitme!<br />
Figan düşer denizlere sular çekilir <br />
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime<br />
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır<br />
boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.<br />
<br />
Gitme!<br />
Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk<br />
şaşırır yönünü rüzgarlar<br />
bütün pınarların suyu çekilir<br />
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Öksüz kalır içimdeki imge dağları<br />
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı <br />
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez<br />
çiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm!<br />
<br />
Gitme!<br />
Acılara mahkum olur yüreğim<br />
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar<br />
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar<br />
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
İçimdeki bütün vagonlar devrilir<br />
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Kal, menevşeler açsın dağlarda<br />
sevince dönüşsün gökyüzü <br />
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm <br />
yokluğuna alışamam, yokluğun ölüm.<br />
<br />
Gitme!<br />
Bütün ormanlar ateşe verilir<br />
kuşlar da gider, bu kent de<br />
ölürüm]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir gülücük, bir gözyaşı ya da...]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=120</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 10:45:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=120</guid>
			<description><![CDATA[Ya da yerine koyabileceğimiz kelimeler oldukça fazla değil mi? <br />
Tek bir şeyden ibaret olmadığını biliyoruz. <br />
Keşke her zaman gülücük, hiç olmazsa tebessüme döndürebilsek, <br />
Neden her şey istediğimiz gibi gitmiyor, <br />
Neden göz yaşlarımızla ıslatıyoruz hayatı, <br />
Neden onun kırılgan olmasına bu kadar kolay izin veriyoruz. <br />
Nedir hayat? <br />
Hareketli ritmik bir şarkı mı, <br />
Yoksa slov, melankolik bir beste mi, <br />
Kimi zaman şarkı, kimi zamansa ağıt, <br />
Ama ne şarkılarımız bu kadar uzun, <br />
Ne de ağıtlarımız bu kadar kısa sürüyor.. <br />
Her gelen gün, acaba beraberinde hep güzellikler mi getiriyor? <br />
Bir düşünün, neler umut ederek başlıyoruz hayata <br />
Ve neler umut ederek günaydın diyoruz güne. <br />
Acaba siz iyi olduğunuzda hayat da size iyi davranıyor mu? <br />
Yoksa sırtını dönüp gidiyor mu... <br />
Şairin dediği gibi; <br />
&#8220;Ey hayat, Sen şavkı sularda bir dolunaysın, Aslında yokum ben bu oyunda, Hayat beni yok saysın...&#8221; <br />
Deyip, sırtını dönmek bu kadar kolay olmamalı. <br />
Bir çocuğun istediğini elde edene kadar inat etmesi gibi, <br />
Bağıra bağıra haykırmalıyız dünyaya... <br />
Ve istediğimizi elde edene kadar asla pes etmemeliyiz. <br />
Ya ilişkiler, her zaman karşımıza sevgimizi kabullendirmek ne kadar da zordur. <br />
Bu bir dost, bir arkadaş, ya da bir sevgili... <br />
Reddedildiğimiz ele, ısrarla çiçek vermeliyiz. <br />
Belki de o çiçeğin büyüsü gün gelip tüm benliğimizi sarar ve, <br />
Hayat ağıt olmaktan çıkıp, neşeli bir şarkıya dönüşür. <br />
Gönlünüzdeki gonca güllerin artık açma zamanı hala gelmedi mi? <br />
Hayatı güzelleştirecek olan insanın kendisidir. <br />
Hiçbir roman, güzel yaşanmış hayat kadar güzel olamaz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ya da yerine koyabileceğimiz kelimeler oldukça fazla değil mi? <br />
Tek bir şeyden ibaret olmadığını biliyoruz. <br />
Keşke her zaman gülücük, hiç olmazsa tebessüme döndürebilsek, <br />
Neden her şey istediğimiz gibi gitmiyor, <br />
Neden göz yaşlarımızla ıslatıyoruz hayatı, <br />
Neden onun kırılgan olmasına bu kadar kolay izin veriyoruz. <br />
Nedir hayat? <br />
Hareketli ritmik bir şarkı mı, <br />
Yoksa slov, melankolik bir beste mi, <br />
Kimi zaman şarkı, kimi zamansa ağıt, <br />
Ama ne şarkılarımız bu kadar uzun, <br />
Ne de ağıtlarımız bu kadar kısa sürüyor.. <br />
Her gelen gün, acaba beraberinde hep güzellikler mi getiriyor? <br />
Bir düşünün, neler umut ederek başlıyoruz hayata <br />
Ve neler umut ederek günaydın diyoruz güne. <br />
Acaba siz iyi olduğunuzda hayat da size iyi davranıyor mu? <br />
Yoksa sırtını dönüp gidiyor mu... <br />
Şairin dediği gibi; <br />
&#8220;Ey hayat, Sen şavkı sularda bir dolunaysın, Aslında yokum ben bu oyunda, Hayat beni yok saysın...&#8221; <br />
Deyip, sırtını dönmek bu kadar kolay olmamalı. <br />
Bir çocuğun istediğini elde edene kadar inat etmesi gibi, <br />
Bağıra bağıra haykırmalıyız dünyaya... <br />
Ve istediğimizi elde edene kadar asla pes etmemeliyiz. <br />
Ya ilişkiler, her zaman karşımıza sevgimizi kabullendirmek ne kadar da zordur. <br />
Bu bir dost, bir arkadaş, ya da bir sevgili... <br />
Reddedildiğimiz ele, ısrarla çiçek vermeliyiz. <br />
Belki de o çiçeğin büyüsü gün gelip tüm benliğimizi sarar ve, <br />
Hayat ağıt olmaktan çıkıp, neşeli bir şarkıya dönüşür. <br />
Gönlünüzdeki gonca güllerin artık açma zamanı hala gelmedi mi? <br />
Hayatı güzelleştirecek olan insanın kendisidir. <br />
Hiçbir roman, güzel yaşanmış hayat kadar güzel olamaz...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[içimdeki ates]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=119</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 10:43:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=119</guid>
			<description><![CDATA[içimdeki ateş dinse,külleri donsa<br />
günler değil,aylar değil,yıllarım yansa<br />
garip canım musallada döne döne yumsa<br />
unutamam ben o yari başka gül için<br />
<br />
ooy turnam turnam<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
yari görmeyeli oldu bir hayli zaman<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
benden dağlara<br />
<br />
kanadım kırılsa bile konar göçerdim<br />
ayrılık zehrini kana kana içerdim<br />
mecnun gibi bile bile serden geçerdim<br />
zerresine cihan değen ben o aşk için<br />
<br />
ooy turnam turnam<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
yari görmeyeli oldu bir hayli zaman <br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
benden dağlara...!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[içimdeki ateş dinse,külleri donsa<br />
günler değil,aylar değil,yıllarım yansa<br />
garip canım musallada döne döne yumsa<br />
unutamam ben o yari başka gül için<br />
<br />
ooy turnam turnam<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
yari görmeyeli oldu bir hayli zaman<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
benden dağlara<br />
<br />
kanadım kırılsa bile konar göçerdim<br />
ayrılık zehrini kana kana içerdim<br />
mecnun gibi bile bile serden geçerdim<br />
zerresine cihan değen ben o aşk için<br />
<br />
ooy turnam turnam<br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
yari görmeyeli oldu bir hayli zaman <br />
benden selam söyle dağlara benden selam<br />
benden dağlara...!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ağladım]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=118</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 10:40:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=118</guid>
			<description><![CDATA[Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, <br />
Bu gece yine için için yanıyorum, <br />
Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, <br />
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... <br />
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, <br />
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... <br />
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... <br />
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, <br />
Onları sana benzetiyorum, <br />
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... <br />
Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, <br />
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,<br />
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, <br />
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını <br />
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... <br />
Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, <br />
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, <br />
Bir daha çıkamasın diye... <br />
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, <br />
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? <br />
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, <br />
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, <br />
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... <br />
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, <br />
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, <br />
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... <br />
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, <br />
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... <br />
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, <br />
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, <br />
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, <br />
Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, <br />
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, <br />
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, <br />
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, <br />
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... <br />
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, <br />
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... <br />
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, <br />
Ve ardına bakmadan gittin...<br />
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... <br />
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, <br />
Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...<br />
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? <br />
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, <br />
Bir o kadarda vefasız... <br />
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... <br />
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... <br />
Unuttum dedim, unutacağım dedim, <br />
Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim... <br />
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, <br />
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, <br />
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, <br />
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...<br />
Şiirlerini getirdiler bana, <br />
Beni öldüren şiirlerini... <br />
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, <br />
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma, <br />
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, <br />
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... <br />
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... <br />
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... <br />
Belki birgün sesini duyarım umuduyla <br />
Telefon bekledim günlerce, <br />
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca <br />
Ağladım ağladım, <br />
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...<br />
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, <br />
Olurda içinde görürler beni diye... <br />
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, <br />
Olurda içinde seni görürler diye... <br />
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,<br />
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,<br />
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, <br />
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, <br />
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...<br />
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, <br />
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... <br />
Düşmüyor adın hiç dilimden, <br />
Öleceğim gülüm bir gün ben, <br />
Senin sevginden, senin derdinden... <br />
Bir gün göreceğim yine belki seni, <br />
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... <br />
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, <br />
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... <br />
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, <br />
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; <br />
Seni unutmam için öldürseler bile, <br />
Karşılık olarak dünyayı verseler bile, <br />
Darağacı kurup idam etseler bile, <br />
Senden başkasını asla sevmeyeceğim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde, <br />
Bu gece yine için için yanıyorum, <br />
Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum, <br />
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini... <br />
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim, <br />
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor... <br />
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde... <br />
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum, <br />
Onları sana benzetiyorum, <br />
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali... <br />
Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece, <br />
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,<br />
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu, <br />
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını <br />
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini... <br />
Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını, <br />
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum, <br />
Bir daha çıkamasın diye... <br />
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin, <br />
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin? <br />
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı, <br />
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı, <br />
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım... <br />
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım, <br />
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine, <br />
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala... <br />
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz, <br />
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz... <br />
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm, <br />
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm, <br />
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna, <br />
Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna, <br />
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin, <br />
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı, <br />
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna, <br />
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin... <br />
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın, <br />
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin... <br />
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün, <br />
Ve ardına bakmadan gittin...<br />
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım... <br />
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz, <br />
Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...<br />
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç? <br />
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane, <br />
Bir o kadarda vefasız... <br />
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım... <br />
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm... <br />
Unuttum dedim, unutacağım dedim, <br />
Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim... <br />
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden, <br />
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde, <br />
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde, <br />
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...<br />
Şiirlerini getirdiler bana, <br />
Beni öldüren şiirlerini... <br />
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım, <br />
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma, <br />
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi, <br />
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım... <br />
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim... <br />
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde... <br />
Belki birgün sesini duyarım umuduyla <br />
Telefon bekledim günlerce, <br />
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca <br />
Ağladım ağladım, <br />
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...<br />
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye, <br />
Olurda içinde görürler beni diye... <br />
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye, <br />
Olurda içinde seni görürler diye... <br />
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,<br />
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,<br />
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın, <br />
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce, <br />
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...<br />
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum, <br />
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde... <br />
Düşmüyor adın hiç dilimden, <br />
Öleceğim gülüm bir gün ben, <br />
Senin sevginden, senin derdinden... <br />
Bir gün göreceğim yine belki seni, <br />
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni... <br />
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım, <br />
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım... <br />
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye, <br />
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi; <br />
Seni unutmam için öldürseler bile, <br />
Karşılık olarak dünyayı verseler bile, <br />
Darağacı kurup idam etseler bile, <br />
Senden başkasını asla sevmeyeceğim...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ben geldim :D]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=117</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 19:07:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=117</guid>
			<description><![CDATA[merhabalar ben vedat.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merhabalar ben vedat.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[14.bölüm]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=116</link>
			<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 15:11:55 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=116</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[13. bölüm]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=115</link>
			<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 15:08:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=115</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bende geldim]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=114</link>
			<pubDate>Sun, 30 Sep 2007 22:13:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=114</guid>
			<description><![CDATA[slm arkdaslar bende geldim alirsiniz artik benide araniza]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[slm arkdaslar bende geldim alirsiniz artik benide araniza]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sensizligin Bas Harfi....]]></title>
			<link>http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=113</link>
			<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 13:02:57 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://hazalkaya.info/showthread.php?tid=113</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
 <br />
     İçimde bir yerlerde büyüyen, sevdaya dair bütün sözcüklere direniyor, susuyorum.. <br />
<br />
İnanılmaz ağırlaşıyor gitgide yükleri. Artık kaldıramayacağımı düşündüğüm bir anda, çöküyorum dizlerimin üzerine, ellerim toprağa değiyor. Bir kaç damla gözyaşı süzülüyor gözlerimden, düşüp karışıyor toprağa. <br />
Çok güç te olsa kalkıyorum ayağa çöktüğüm yerden kendi kendime. Çünkü hiç bir el uzanmayacak tutunup kalkmam için, biliyorum... <br />
<br />
Bir garip hüzün çöker insana, <br />
El ayak çekilince. <br />
Tek başına kalırsın dünyada, <br />
Etraf sessizleşince... <br />
Karanlık oyun oynar aklıma, <br />
Gölgeler dans edince... <br />
<br />
Esen rüzgarlar yüreğimde, üşütse de. Çöküp üstüme karanlıklara boğsa da beni gece , hiç bir yıldıza tutunamasam ayaklarından bile. Olmasa da sarılacak bir zerre umudum, bir küçük belkim.. Umrumda bile değil yalnızlık... <br />
<br />
Hayat, tek başımıza başlayıp, tek başımıza sona erdireceğimiz bir hikaye belki de. Gelenler, gidenler, sevenler, terk edenler birer oyuncu sadece. Oynayıp kendilerine düşen rolleri, virgüller, noktalar koyup, kelimeler yazıp, cümleler kuruyorlar bu hikayede. Kimileri siliniyor, kimileri kalıyor öylece oldukları yerde.. <br />
İnan bu ev alışamadı, <br />
Hiç bir zaman sensizliğe.. <br />
Şimdi sensizlik oturuyor, <br />
Kalkıp gittiğin yerde... <br />
İnan bana alışamadım, <br />
Hiç bir zaman sensizliğe.. <br />
Şimdi sensizlik dolaşıyor, <br />
Çıkıp gittiğin bu evde... <br />
<br />
Ne yaptım da yoksun bunca zamandır? Herşey o kadar boş, o kadar anlamsız ki.. <br />
Belki de haşarı bir çocuk gibi, takılıp gitmişsindir bir bulutun peşine. <br />
En büyük korkum da bu.. <br />
Sen yokken ya unutursam dünyaya bakmayı? <br />
Issızlığıma ağlıyorum, sen yoksun, bende sessiz bir hiçlik. <br />
Yalnızlığa elbet alışır bedenim, <br />
Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.. <br />
<br />
Herşeyi yaşayarak öğrenmedik mi? <br />
Sevmeyi, sevilmeyi, terketmeyi, terkedilmeyi. Saplanan acıları yüreğimize, kanatarak bile olsa çıkarmadık mı saplandıkları yerden zamanla? Gitgide daha derinlere işleyen ağır sancılarımızı dindirip, alışmadık mı ince sızılara? <br />
Gelişinle her hücremi sarıp, alsan bile aklımı olduğu yerden, atsan bile beni yanmalara, <br />
Gidişinle çökse de yokluğun üzerime, ağır, taşınamayacak bir yük misali, gözlerimden yaşlar düşse de ardından, acısa da kanasa da yüreğim. Yananlar dönüşse de küllere, savrulsa da her bir zerresi ayrı bir köşeye, <br />
Yine de her kapıyı çaldığında açmadım mı sonuna kadar sana? Hatta bazen kırıp bütün kilitlerini.. <br />
Hayat öğretmedi mi korkmamayı korkularımızdan? Kimi zaman çıkmazlara doğru yürüsek te, geriye döndürüp adımlarımızı, başlamadık mı yeniden en baştan? <br />
Çok zor gelse bile, yaşar öğrenirim, <br />
Sensizlik benim canımı acıtan... <br />
<br />
Öğrendim yalnızlığı.. Her harfini birer birer benimseyip, sindirdim içime.. <br />
<br />
Gel gör ki, öğrenemedim sensizliğin baş harfini bile... <br />
<br />
Aşk.. <br />
Acıtsan da beni, kanatsan da, sen hep kalacaksın tek harfi bile silinmeyecek olan kelimelerimin, en baş köşesinde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
 <br />
     İçimde bir yerlerde büyüyen, sevdaya dair bütün sözcüklere direniyor, susuyorum.. <br />
<br />
İnanılmaz ağırlaşıyor gitgide yükleri. Artık kaldıramayacağımı düşündüğüm bir anda, çöküyorum dizlerimin üzerine, ellerim toprağa değiyor. Bir kaç damla gözyaşı süzülüyor gözlerimden, düşüp karışıyor toprağa. <br />
Çok güç te olsa kalkıyorum ayağa çöktüğüm yerden kendi kendime. Çünkü hiç bir el uzanmayacak tutunup kalkmam için, biliyorum... <br />
<br />
Bir garip hüzün çöker insana, <br />
El ayak çekilince. <br />
Tek başına kalırsın dünyada, <br />
Etraf sessizleşince... <br />
Karanlık oyun oynar aklıma, <br />
Gölgeler dans edince... <br />
<br />
Esen rüzgarlar yüreğimde, üşütse de. Çöküp üstüme karanlıklara boğsa da beni gece , hiç bir yıldıza tutunamasam ayaklarından bile. Olmasa da sarılacak bir zerre umudum, bir küçük belkim.. Umrumda bile değil yalnızlık... <br />
<br />
Hayat, tek başımıza başlayıp, tek başımıza sona erdireceğimiz bir hikaye belki de. Gelenler, gidenler, sevenler, terk edenler birer oyuncu sadece. Oynayıp kendilerine düşen rolleri, virgüller, noktalar koyup, kelimeler yazıp, cümleler kuruyorlar bu hikayede. Kimileri siliniyor, kimileri kalıyor öylece oldukları yerde.. <br />
İnan bu ev alışamadı, <br />
Hiç bir zaman sensizliğe.. <br />
Şimdi sensizlik oturuyor, <br />
Kalkıp gittiğin yerde... <br />
İnan bana alışamadım, <br />
Hiç bir zaman sensizliğe.. <br />
Şimdi sensizlik dolaşıyor, <br />
Çıkıp gittiğin bu evde... <br />
<br />
Ne yaptım da yoksun bunca zamandır? Herşey o kadar boş, o kadar anlamsız ki.. <br />
Belki de haşarı bir çocuk gibi, takılıp gitmişsindir bir bulutun peşine. <br />
En büyük korkum da bu.. <br />
Sen yokken ya unutursam dünyaya bakmayı? <br />
Issızlığıma ağlıyorum, sen yoksun, bende sessiz bir hiçlik. <br />
Yalnızlığa elbet alışır bedenim, <br />
Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.. <br />
<br />
Herşeyi yaşayarak öğrenmedik mi? <br />
Sevmeyi, sevilmeyi, terketmeyi, terkedilmeyi. Saplanan acıları yüreğimize, kanatarak bile olsa çıkarmadık mı saplandıkları yerden zamanla? Gitgide daha derinlere işleyen ağır sancılarımızı dindirip, alışmadık mı ince sızılara? <br />
Gelişinle her hücremi sarıp, alsan bile aklımı olduğu yerden, atsan bile beni yanmalara, <br />
Gidişinle çökse de yokluğun üzerime, ağır, taşınamayacak bir yük misali, gözlerimden yaşlar düşse de ardından, acısa da kanasa da yüreğim. Yananlar dönüşse de küllere, savrulsa da her bir zerresi ayrı bir köşeye, <br />
Yine de her kapıyı çaldığında açmadım mı sonuna kadar sana? Hatta bazen kırıp bütün kilitlerini.. <br />
Hayat öğretmedi mi korkmamayı korkularımızdan? Kimi zaman çıkmazlara doğru yürüsek te, geriye döndürüp adımlarımızı, başlamadık mı yeniden en baştan? <br />
Çok zor gelse bile, yaşar öğrenirim, <br />
Sensizlik benim canımı acıtan... <br />
<br />
Öğrendim yalnızlığı.. Her harfini birer birer benimseyip, sindirdim içime.. <br />
<br />
Gel gör ki, öğrenemedim sensizliğin baş harfini bile... <br />
<br />
Aşk.. <br />
Acıtsan da beni, kanatsan da, sen hep kalacaksın tek harfi bile silinmeyecek olan kelimelerimin, en baş köşesinde...]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>